Düşük yapmak

8. haftanın içindeydik, bende görünür hiç bir değişiklik yok. Mutlu mesut 32 diş ortalarda dolanmam haricinde, bir de insanların ışıldıyorsun lafı . Ne güzel bir iltifattır o : ” Işıldıyorsun” . Öyle miydi bilmem ama iki bebek, hep gençlik hayalim ve zor da olsa, çokca ilaca ve psikolojik yorgunluğa , beklemeye maruz kalmış da olsam sonunda vardığım nokta. Mutluluk ışıldatıyor olabilir insanı. Öyleydi herhalde ben aynaya bakınca bir farklılık görmüyordum en nihayetinde. Bildiğim yegane şey, onlardan dolayı duyduğum mutluluktu.

Önce kısa kısa , minik kahverengi lekelenmeler başladı. Crinone vaginal Jel kullanıyordum gebelik testi gününe dek. Bazen o jel kullandıktan sonra bir kısmı dışarı gelmek suretiyle bünyeden atılıyordu. Ama gebelik testinde yani 4 haftalık iken , sonuç pozitif çıkınca o jeli kesmiştik. Pek çok tüp bebek hastası bu jelin geri gelmesi ve kahverengi bir lekelenmeden korkar, test sonuçlarını alana dek stres sebebidir. Oysa korkulduğu gibi bir kanama başlangıcı olmaz çoğunlukla, geri gelen jelin kendisidir.

Jel kullanmıyordum, progestan hapımı alıyordum. Nerden çıkmıştı bu lekelenmeler? Dr’umu aradım. Başıma bir iş gelmesin diye can havliyle giriştim.

Lekelenmeler, kahverengi renkte sızıntı şeklinde kanamalar olabilir. Ama ağrın, sancın, rahimde kasılma , adet sancısı gibi rahatsız edici bir durum yoksa, ve yoğun bir kırmızı ya da pembe renkli, açıkça kanama olduğu belli bir kayıp yoksa korkmana gerek yok .”

dedi. Bu kanama tuvalete gittiğimde tuvalet kağıdına gelen bir iki damla şeklinde idi, rengi kahverengi diye stres yaptıysam da bir iki gün sonra kesildi. Ve 3-4 gün sonraya kadar kendini göstermedi. Ben de geçtiğini düşünüp sakinleştirdim kendimi.

Sonra gene başladı, bir iki gün sonra vişne çürüğü gibi bir renge dönüştü. Bende herhangi bir sancı ve ağrı olmadığından gene doktoruma döndüm ve “stres yapıyorum bak duramayacağım ” dedim. Kongre için İzmir’e gitmişti. Hastanedeki nöbetçi arkadaşlarından birine yönlendirdi beni. Evim anadolu yakasında, hastahane karşıda akşam saatinde 17.00  gibi yola düştüm. Bir yandan da doktorumu taciz edip duruyorum. Hastaneye vardım, kendi aracımla acilden girip parka fırlattım resmen arabayı. Kim nasıl park ettiydi bugün bile anımsamıyorum. Söylediği doktora o akşam saatinde ve trafikte ulaşmam saat 18.00′i bulmuştu. İsmini burada vermek istemiyorum ama bana danışmadan çıktığı söylendi oysa ben yoldayken aramış ve kendisine kontrole geldiğimi söylemiştim. Bunu anımsattım ama yine de aldığım cevap çıktı oldu. Vardığımda orada olmayışına inanasım gelmedi, sonra tesadüf eseri bankonun epey arkasında , odasının kapısında eşiyle ve iki oğluyla birlikte gördüm kendisini. Hastaneden çıkmaya hazırlanıyorlardı . Herhangi bir şey söylemeyecek kadar gergindim, söyleseydim fena olabilirdi. Ama kanamam olduğunu  ve kendi doktorumun yönlendirmesiyle ona yetişmeye çalıştığımı açıkça belirtmiştim, beni bir kaç dakika için bekleyebilirdi. Geldiğimi ona haber verebilirler ve hiç olmazsa muayene edecek başka bir doktora yönlendirmesini beklememi sağlayabilirlerdi.

Her neyse bu sefer ise ismini dua ederek vereceğim başka bir doktor ; Özgür Bey karşıladı beni. Hayatımda bu kadar sakin bir başka doktor tanımadım, tüy gibi hafif, adeta sinirleri alınmış gibi bir ifade, yumuşak ve tane tane konuşan biri. Beni muayene etmek için vaginal yolu kullanacağını söyledi. Zaten tırsmış vaziyette, ” Ama ya ??” diyecek oldum. Kanama riski var ise benim rahim içi durumu görmem gerekir, miktarı ne olursa olsun, kırmızı renkli kanamalar düşük tehdidi olabilir. Sizi düzgünce kontrol etmeden yollayamam” diyerek ikna etti. Ben ağlamaklı, sinirden kendimi kasmış bir şekilde muayene masasına yerleştim. Gözüm ekranda , arada bir de Dr’un yüzünü kontrol ediyorum. ” Bebeklerim var ” dedim. “Benim ikiz bebeklerim var. Yani mercimeklerim henüz…Tüp bebek mercimeği onlar.”

- “Anlıyorum, bakalım kalp atışları , gebelik keseleri ne alemde ? “dedi . Ve megafonu açtı, o davudi ses, ” Donk ,Dunk ,Donk , Dunk ” odayı kapladı gene. Sinirden o kadar sıktım ki kendimi doktor muayene etmekte zorlandığını , sürekli kendimi serbest bırakmamı istediğini tekrarlayıp duruyordu.

-” Bebeklerinizin ikisi de sağlıklı, kalp atışları güçlü ve devamlı. Gebelik keseleri genel olarak iyi durumda, amaaa….”

- “Ama neeeeeeee ??!?!!? “

- “Birinin kesesinin kenarında hafif bir bozulma ve rahim içinde minik , aktif bir kanama var ve  bu bir düşük tehdidi demektir, sizi takibe almalıyız. ”

- ” Ne yapmam lazım ? diye korka korka sordum. ” Ya hastahanede gözlem altında yatmalı ya da eve giderek kesin istirahatte kalmalısınız . ancak hastahanede yatmanızı gerektirecek dozda bir durum yok , evde de istirahat edebilirsiniz , ben bu gece nöbetçiyim, ne zaman isterseniz arayabilirsiniz. “ dedi.

Eşimi aradım, çok kritik demediklerini, bu yüzden eve döneceğimi söyledim. Araç kullanımında sorun olmayacağını öğrenince geri döndüm. Eve varmam saat 19.30 civarıydı. Çok yakın arkadaşım Özlem yolda dönerken beni aradı. Ne anlattım acaba bilmiyorum bugün aklımda yok , ama haberi alınca hemen eve geldi, Ahmet ile birlikte beni yatırdılar. Ailelere bir şey söylemek ve onların telaşıyla yüzleşmek hiç işime gelmez beni daha beter sıkıntıya sokardı o yüzden ağzımı bile açmadım, ikisini de tembihledim sakın ha diyerek. Yatağa uzandım, bir elimde telefon öbüründe TV kumandası bir yandan da dudaklarımı ısırarak Özlem’in beni oyalamaya çalışmasına göz yumdum. Arada bir kendimi tutamayıp tuvalete gidiyor ve kendi kendimi kontrol ediyordum, gelen giden var mı diye. Nedir gelen giden ? Kanama tabii ki ne olacak !

O şekilde bir yarım saat- 45 dakika geçmişti sanırım. Karnımın altından hafif hafif, çok inceden bir sızı başladı. Adet sancısının ilk zamanları gibi. Özlem konuşuyor ama ben duymuyorum, dinlediğim o değil, kendi bedenim. O gerginlik, baskı beni neredeyse yattığım yerde iki büklüm yaptı. 10-15 dakika kadar öylece boş boş bakındıktan sonra ben bir tuvalete gideyim diye doğruldum. ” Bırak şimdi on beş dakikada bir kontrol mu olur ? ” dedi çok net anımsıyorum. ” Yok gaz sancısı gibi bir durum var, belki rahatlarım ” dedim. Sağ ayağımı yataktan aşağıya attım ve doğrulmaya çalıştım. Ne olduysa o an oldu.

Sanki böyle bir kova su, sıcak , akışkan, lıkır lıkır bacaklarımdan aşağıya bir şekilde döküldü. Öylece dikildim. Özlem hala konuşuyor, benim olduğum tarafa uzak ve farkında değil. Ahhhhh dedim, sadece ahhhhh …

Özlem kanamam var, akıyor oluk oluk. Bakmam lazım ! “derken ağlamaya başladım. Bakmam lazım dediğim şeye bakmamaya çalışarak, 1-2 metre tuvalete yürüdüm. Sonrasını anlatmak yerine sadece oluk gibi akan kanamam olduğunu ve bebeklerimden birinin fırlamak istercesine kendini dışarı attığını söyleyeyim daha fazla da detaya gerek yok. Kaybetmiştim işte. Öylece … Transfer sırasında bir ışık hüzmesi gibi bir anda içime kayan mercimek, girdiği gibi ışık hızıyla çıkmıştı. İlk gebeliğim ve ilk düşüğüm, artısını eksisini, ötesini berisini bilmem mümkün değildi o an. ama annelik bir serüven ve doğumdan çok önce başlıyor, annelik iç güdüsüyle ben biliyordum ki artık tek bebeğim vardı.

Nasıl bir kuvvet, nasıl bir ayakta kalma mücadelesi ve sorumluluğudur bu Allah ‘ın bahşettiği annelere bilemiyorum ama kendimi toplamaya dair çabam sadece birkaç dakika sürdü. ” Kalkmam lazım ” diye Özlem’e seslendim. Kafamı kaldırınca zaten beni seyrettiğini ve ağladığını gördüm. ” Ağlama, bana temiz kıyafet getirmen lazım, salondan Ahmet’ i çağır, hastahaneye gitmeliyiz, Dr. Özgür Bey’i ara ben gelmeden bir yere kıpırdamasın hastahaneyi dava ederim ! ” dedim. Sesini bile çıkarmadı, dediklerimi yaptı. 2 çocukluk arkadaşı, dostum ve kocam, beni hazırladılar ve sessizce bindik. Arabada 3 sulugöz hiç konuşmadan Boğaz Köprüsü’ne yol almaya başladık. Son 3 saat içinde köprüyü bu 3. kez geçişim oldu. Yol boyu ağladım cama burnumu dayayarak, sadece dua ettim. Hiç olmazsa birini kurtarayım diye. Hastaneye varmamız gene trafik koşullarından 45 dakikayı buldu. Kendi doktoruma durumu Ahmet anlattı. ” Hastaneye varınca söyleyin Özgür beni arasın ” dedi. Arasın, arasın da bilmem ki ne anlatacaktı ?

Acilden girdik bu sefer, araçtan inerken yine sağ ayağımı attım dışarı ve aynı şeyin başıma ikinci kere geldiğini görünce korkudan ve üzüntüden çılgına döndüm ben. ” Ahhh gitti, bu da gitti, tutamadım ! ”  diye bağıra bağıra ağlamaya başladım. Acile beni tekerlekli sandalye ile aldılar ama üstüm başım batık vaziyette. Bacaklarımdan oluk gibi akan ikinci kanama bu ! Ben ne yapacağımı bilmez bir şekilde bankoya saldırdım. ” Düşük yapıyorum bana Özgür Bey ‘i bulun ! “diye bağırıyorum bir yandan . İnsanoğlu ne garip, böyle zamanlarda hiç tanımadığı birilerini umut bellediyse kendine, can havliyle sarılıyor. Daha o sabaha kadar adını bilmediğim, yüzünü tanımadığım kişiye güvenle yapışma ihtiyacı…. ( Şimdi yazıyorum ya, belki bu kadar açık yazmam okuyan için çok yorucu olabilir ama hissettiklerim bu…Yazarken bile geriye dönmek beni sulugöz yapıyor , üzgünüm…)

Beklenen doktor geldi, beni 2 saat evvel eve yollayan doktor …Beni görür görmez anladı, sakin olun deyip ellerimi tuttu. Sedyeye yatırarak muayene bölümüne çıkardı. Aynı kontroller tekrarlandı. ” Bakmadan söyleyeyim birini evde kaybettim ben, tek derdim ikinciydi şimdi o da yok” diye kendini bilmez bir şekilde mızıldanıyor, arada ağlıyorum. Hiç bir şey söylemedi, kanamadan dolayı kıyafetlerimi çöpe attığımızı söyledim. Anlayışla baktı bana. Sanki bir şey söylemeden anladı beni. Yeniden uzandı ve elimi tuttu, ” Beraber bakalım, her neyse sağlığımız çok önemli, size iyi bakacağız ” dedi. Ve baktı.

” Kanamanız çok yoğun, ama ilk söyleyeceğim şey rahim temiz, siz kaybettiğiniz bebeğinizi biliyorsunuz evet haklısınız. Gebelik kesesi boşalmış, sadece kese kalmış içi bomboş “dedi. Ben onu merak etmiyorum , edemiyorum ki artık, öbürünü de düşürdüm değil mi diye böğürüyorum resmen….

Hiç cevap vermedi, sonra uzanıp o çok sevdiğim megafonu açtı. O açarken ben sadece ağladım. Ağladım sonra duydum.

Donk, Donk, Donk , Donk , Donk……..

- ” Bebeklerinizden biri burda ve gayet sağlıklı görünüyor, bu kanamaya rağmen o rahimde ve hiç etkilenmemiş, diğer gebelik kesesini normalde kürtajla almak gerekir ancak sizin canlı bebeğiniz var, bunu yapamayız. Acilen size kanamayı kesecek ve düşüğü önleyecek bir kuvvetli doz iğne yapacağız ve kesin olarak sizi hastahaneye yatırmayı öneriyorum, doktorunuzu da arayacağım . Ben yarın sabaha kadar nöbetçiyim, 2 saatte bir sizi kontrol için yanınızda olurum lütfen ağlamayın, elimizden geleni yapacağız “dedi.

Sonra başka şeyler de dedi galiba, ben anımsamıyorum, sadece ağladım. Gülerek ağladım, güldüm ağladım, ağladım sonra durdum güldüm. Hastahane odama yatırdılar beni, Özlem ve Ahmet şaşkın. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Açsalar da “İyi misin, ağrın var mı? ” dan öteye soru yok. Aileleri aradık.

Tarih 10 Nisan 2009 Cuma . Ben düşük yapmış ve aynı anda hala hamile bir kadındım.

Zorunlu hastahane günlükleri başlamıştı.

 

Dipnot: Tüm bunları nasıl anımsıyorsun, hadi olay akışı tamam, ya konuşmaları ? diyenler için . Hafızam kuvvetlidir ve fotoğrafiktir benim. O ana geri dönersem görüntü gözümün önündeyken söylenenleri daha kolay anımsıyorum. Zaten hepi topu 2-2,5 sene öncesiydi, acı verenleri unutmak o kadar da kolay değil aslında.

26 Comments
  • sanalbebekmagazasi
    January 30, 2012

    elim böğrumde heyecanla okudum senacım. cok cok etkilendim. ne guclu kadınsın.

  • mormermaid
    January 30, 2012

    Ağlayarak okudum. Sende bir şey var, hani hayatın, acının ne olduğunu bilen insanlara ozgu bir olgunluk ve tevazu. Belli ki yaşadıkların kazandirmis bunu, simdi anlıyorum. Dilerim bir daha benzer üzüntüler yasamazsin

  • Nevin Duman
    January 30, 2012

    -Ben de düşük yapmış ve aynı anda hala hamile bir kadındım-.Okurken bir kez daha kendi yaşadıklarımı hatırladım. Tüp bebek tedavisi ve elde var 1…Hep o kaybettiğim bebeğim de olsaydı keşke diyorum. Şimdi ikizi 5 yaşında üstelik tedavi gereksinimi olmadan 8 aylık bir kardeşe sahip artık :) Tıpkı kendisine benziyor çok garip… 5 sene sonra kaybettiği ikiz kardeşine kavuştu diyebilirim.
    Allah o acınızı unutturacak başka acılar yaşatmasın size. Sağlıklı günler..

  • DeydaAzra
    January 30, 2012

    Çok üzücü bir başlangıç ne kadar güzel sonuçlanmış. Bu yazıdan etkilenmeyecek anne yoktur. Fakat ümidini kaybedenlere umut oluyorsun. Yazmaya devam et güzel kalpli arkadaşım.

  • Eva Çiton
    January 30, 2012

    Sevgili Sena,
    Okurken herşey çok canlı geldi. Aslında insan bazen birşeyleri biliyor sanki. Acaba hastanede yatsaymışsın durum değişir miydi diye hiç düşündün mü? Eminim binlerce defa düşünmüşsündür. Ben olsaydım kesin yatardım mesela. Her ne olursa olursa olsun insan olacağına varıyor. Kısmetinde, kaderinde ne yazıyorsa oluyor, ya da bir başka deyişle “Hayırlısı neyse o olsun diye geçiriyorsun” içinden.
    O kadar canlı yazmışsın ki okurken fena oldum, sanki o anlattığın şey benim içimden çıkıyormuş gibi hissettim!!! Kelimelerle ifade etmek zor bazı şeyleri. Herşeye rağmen Dorikusun var, demek ki öyle olması gerekiyormuş. Benim deneyimimde üç koydular bir çıktı, ama diğer ikisi ne arada gitti bilmiyorum bile.
    Acayip bir duygu olsa gerek; hem düşük hem de gebelik aynı anda. Doğada kuvvetliler tutunuyor, demek ki tek başına Dorikusun dünyaya gelmesi yazılmış.
    Böyle zor bir deneyimi bunca zaman sonra bile yazmak zor gelmiştir eminim. Paylaştığın ve diğer annelere güç verdiğin için helal olsu sana…

  • Sinem Şimşek
    January 30, 2012

    benim hikayemde buna benzer kaybetmek çok acı ..okudukça kendi yaşadıklarım geldi ve her anı sanki yeniymiş gibi yaşadım:(

  • semiha
    January 30, 2012

    Bütün bu yaşadıklarını haberim olmadan yaşamamalıydın kızım.Yanında, böyle durumlarda anne evet anne olmalı, olmalı ki dualarını eksik etmesin. O zor anlarda edilen duaların kabul olduğuna inananlardanım çünkü.Evet yaşayacağım panikten,acıdan daha da önemlisi kahrolmuşluktan,sana yaşatabileceğim can sıkıntısından belki koruyorsun ama inan şu an okuduğumda hissettiklerim de o an yaşayacaklarımdan az değil.Meğer evladım ne badireler atlatmış ve şu an detayı ile öğreniyorum.Veeee “Balım’ı” veren ,onu bize sağlıkla gönderen Allah’a sonsuz şükürler!

    • dorikus
      January 31, 2012

      Bazen çocuklar büyüyünce kontrolü ele alıyor anne, napacaksın hayat :)

  • Blogcu Anne
    January 30, 2012

    Ah Sena… Gözlerim dolu dolu okudum. Çok zor, yaşayan bilir. Ne mutlu ki şimdi Doruk var aranızda… Çok şükür.

  • sahika
    January 30, 2012

    ağlattın beni, hem de hüngür hüngür…

    Allah Doruk’a sağlıklı, uzun ömürler versin :)

    sevgiler..

  • Melek
    January 30, 2012

    11 haftalık hamileyim ve 2. tüp bebek denemem. Okurken kendimi buldum ve uzanıp size sarılmak istedim ! Merakla bekliyorum sonunu, bu bebek kurtuldu değil mi ? Oğlunuz mu ? Sevgilerimle

    • dorikus
      January 31, 2012

      :)) Oğlum .

  • Birgül Birtan
    January 30, 2012

    Gözyaşıyla okudum, bu nasıl içten ve açık anlatımdır böyle.Bütün tüpçü anne sayfası yazılarını okudum. ne kadar zor bir aşamadan geçtiğinizi daha iyi anladım. Allah evladınıza ve size sonsuz sıhhat, mutluluk versin, hiç ayrılmayın birbirinizden. Daha ona anne karnında bu kadar sahip çıkan bir annesi olduğu için de dorikuş çok şanslı.

  • Hanzade Acar
    January 30, 2012

    Sena’cığım
    Ağlaya ağlaya okudum. Allah sana,Doruk’a, eşine ve tüm sevdiklerine önce sağlıklı güzel bir ömür versin. Yaşadıklarını sadece an bir daha tatma. Annelik bu işte.
    Sevgiler

  • Derya
    January 30, 2012

    Ben de ağlayarak okudum. Dış gebelik yaşamıştım, hamileyim çocuğum olacak diye beklerken. Ameliyatla embriyoyu aldıktan sonra geçmiş olsun diyenlere çok kızmıştım. “Başın sağolsun” demeleri gerekiyor diye. Çok acayip hisler. Kimse yaşamasın.

  • benden bizden
    January 31, 2012

    Bu yazıyı yazmak hiç kolay olmamıştır senin için. Ne kadar güçlü bir kadınsın ki saniye saniye aynı şeyleri yaşamak pahasına kaleme almışsın, paylaşmışsın. Allah Doruk’a uzun ömür versin. Sevgiler..

  • dorikus
    January 31, 2012

    Hepinize teşekkür ederim, ne ben ne de başka bir hamile yaşamasın bunları çok haklısınız… Ama yaşayanlar da okurken desin ki ; Bir tek ben değilim acı çeken ve en önemlisi…Geçecek , acı küllenecek.

  • meri
    January 31, 2012

    henuz anneyi birak evli bile degilken anlattiklarindan o kadar etkilendim ki sanki ben de oradaymisim gibi hissettim.

    bugun uzun zamandir gorusmedigim bir arkadasimla karsilastim,bebegi oldugunu ogrenmistim.”bebis nasil” diye sormamla yuzunun bulutlanmasi ve benim de yerin dibine gecmem saniyeleri bulmadi. meger dogumdan iki gun sonra kaybetmis bebegini. oyle uzuldum ki. ama her seyde bir.hayir.vardir dimi?

    • dorikus
      January 31, 2012

      vardır. o bebeğin dünya üstünde kısmeti yokmuş ben böyle bakmaya çalıştım hep. mutlaka bir başka bebek beraber büyütecektir ailesini, inşallah en kısa zamanda atlatır…

  • Esra ertugrul
    February 1, 2012

    Senacim yasadiklarina benzer seyleri iki kere yasamis ve surekli bunlari yasayan anneadaylariyla beraberim biliyorsun. Su an gozlerimdeki yaslari tutamiyorum. Arkadsim sen cok guclu bir kadinsin.
    Olayin bir baska yonunu gordum, sayende. Cok zor bir durum. Ama kismet demekten baska birsey yok
    Allah Doruk’ uzun omurler nasip eder insallah.

  • Özlem
    February 3, 2012

    Cnm benim okuduğumda gözümün dolmamasini engelleyemedim. Dün gibi hatırlıyorum seni, kaybettiklerini ve kırmızı çoraplarını. O çorapları giydirirken ki sürat ifadeni asla unutamam. Sanki umutsuz bir cocuğun eline dondurma verip dondurmayı yalarkenki ifadesini seyreder gibi seyretmiştim seni, geçici de olsa o güzel gülüşünü. Hepsi geride kaldı ve ben yanlizca kırmızı çoraplarını hatirlayip gülümsüyorum sen de dene cnm arkadasım benim. Ne zaman bu olayı hatırlasan aklına kırmızı çoraplar gelsin ve o güzel yüzün gülümsesin& ağlamasın. Allah baba senin ve ailenin yaninda olsun daima. Seni çok ama çok seviyorum.

    • dorikus
      February 3, 2012

      Sen benim canımsın!
      Herşeyden, herkesten öte …

  • saadet
    February 5, 2012

    off okurken kendı yasadıklarım aklıma geldı :(
    senı okadar ıyı anladım ki…tek ıstegım şun benım içimde atan o mınıcık kalplı kuzuyu senın aldıgın gıbı kucagıma almakk…saglıkla hayırla…ama bu acılar unutulmaz 2 yıl boyunca yasadıgım herseyı okadar ıyı hatırlıyorum hepsı kare kare tarıhtarıh aklımda..gıtmıyor ıste…azalmıyorda…garıp bır seklıde kalbıme ruhuma yer etmış…allah bu yolda ugrasan her anneye babaya yardım etsın…ısyan etmeden vazgecmeden ınatla denemeye devam…allah hep yanımızda…

    • dorikus
      February 5, 2012

      Bebeğini kucağına alınca bir kısmının gittiğini, geri kalanı da zamana bırakabileceğini göreceksin. Unutulmuyor ama acı külleniyor. Hepsi geçecek, az sabır, sağlıkla , huzurla doğum yaşayacaksın inşallah

  • Bal Yanağın Hikayesi
    April 10, 2013

    Okurken ağlamamak mümkün mü?
    oFFF Çok çekmişsin ya sen çok şükür ki sonuç iyi

  • melek
    July 24, 2013

    Bu çok içten ve içli bir hikaye. Bende tüp bebek hamilesiyim 9. Haftamdayim. Ilk gebeligimi öğrendiğimde düşük tehlikesi beni korkutuyordu ve bu yazıyı bulmustum araştırmalar yaparken. Kaybetme korkumdan mi icimde ki annelik hissinden mi o kadar dokunduki bu yazı bana ben yasamisim gibi hissettim. Benimde icimde iki melek var doktorumuz biri gidebilir dedi. O yüzden bebeklerim var benim sözün içime dokunuyor. Allah oğlunu sana bağışlasın

Write a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *