Düşükten sonra gebelik takibi

Her hafta kontrole gidiyorduk  karnımdaki savaşçı ruhla, doktorumuz riskli dönem geçene dek kontrollerde fayda olduğunu  söylüyordu. Ben 14. haftaya girinceye dek her hafta USG kontrolüne gittim bu şekilde. Normalde gebeliğin sağlıklı teşhisi için 6-7. haftalarda kalp atışı tespiti muayenesi yapılır. Anneler de bir sonraki kontrollerine 12. hafta gibi gider ve 2 ‘li tarama testleri ile gebelik kontrollerine başlarlar. Oysa riskli gebelik için takvim değişik olabilir. Hele ki evde yata yata, Diyarbakır karpuzu mu yoksa bebek mi, büyüttüğünüz belli değilse, kontrolün sıklığı anneyi telaşlandırmaz bilakis rahatlatır. En azından bende durum böyleydi. USG taramalarında bebeğe zararlı olduğuna dair bir bilimsel araştırma bulamadım, dolayısı ile bu konuyu kafama takmaktansa bebeğimle randevularım diye sevmeyi öğrenmiştim ben.

Öye yandan evdeki yatalak hasta modunun hiç sevimli bir dönem olmadığı aşikardı. Sürekli bir ihtiyacın için başkasına tabi olmak yeteri kadar zorken, bir de  yolunda gitmeyen bir şey olup olmadığını kurcalamak anneyi fazlasıyla yıpratıyor. İnsan bir yandan sakin ve telaşsız olmaya gayret ederken bir yandan da durumun mümkünlüğünü sorguluyor. Bu sürecin tek etkilediğinin anne ve baba olmadığına , doğumdan sonra kolik bir bebek sahibi olmuş bir kadın olarak da cevabım hazır artıık. Ne kadar sinir, stres, üzüntü , o kadar doğum sonrası zorluk. Hem anne hem bebek için , o yüzden bu dönemi yaşamak zorunda kalanlara yegane önerim ; olumlu şeyler düşünmeleri. Gerçekten inanç, olumlu ruh hali, bu sürecin geçici olacağına inanın ve kendinizi henüz olmamış negatiflikler için yıpratmayın. O anlarda her şey ” Ah bir sağ salim doğursam” gibi geliyor, ama zorluklar ve yıpranmışlıklar sonrasında da yaşamınızı etkilemeye devam edebiliyor. O yüzden, mutlu olun anneler. Bebeğiniz hala sizin bedeninizle dünyaya bağlı olduğu sürece, her anın keyfini çıkarın lütfen. İnanın, kendinize ve bebeğinize…

12. haftamız bizim için bu süreçte önemli bir yer taşır. Kontrolümüzde doktorumuzun ağzından çıkan tek bir olumlu kelime için sıkı takipteydim. Kontrolü yaptı ve anlatmaya başladı. ” Evet diğer kaybettiğimiz bebeğin kesesi hala burda, etrafında bozulmalar var ama ben şimdiye dek çoktan parçalanır ve atılır diye düşündüğüm halde gitmemiş, aynen duruyor. Bundan sonraki kontrollerimizde zaten vajinal muayene olmayacak o yüzden keseyi görme şansımız da yok. Kalan bebek büyüdükçe o kesenin üstünü ezer, ama bu yeni bir düşüğe sebep olacak gibi durmuyor.”  Ohh rahatlıyorum bir parça, peki peki o keseye ne olacak , hep orda mı kalıyor ?

Bu kese böyle kaldığı sürece son hali ile doğum sırasında atılacak vücudundan, plasenta rahimden sıyrıldığında onu da almış olacağız ”  diyor. Ve ben tüp bebekle doğumlar için büyük bir risk, kimileri tarafından delilik, kimileri tarafından aptallık sayılan bomba soruyu patlatıyorum ve doğum konusuna da ilk kez giriş yapmış oluyorum. : ” Normal doğurursam kendi çıkar mı  ?

Hele bir bu yavruyu büyütelim de, onu sonra konuşuruz, sezaryen riskli gebelik için daha uygun bir doğum olur ” diyerek konuyu bağlamak istiyor. Ben , ah azı bulunca çoğa saldıran BEN  üstelemek istiyorum da, o an acaba’larla savaşırken zamanı uygun değil farkındayım. Sesimi kesiyorum gönülsüz…

Sena’cığım, bu bebek için artık kafaca rahat olabiliriz. Bak kendisi rahimin en üst noktasına kuvvetlice oturmuş, çevresinde herhangi bir kanama yaratacak doku görünmüyor, kendini sağlama almış yola devam eder bu , endişelenme ” diyor son olarak. Ve farkında olmadan bebeğimin isim babalığına imza atıyor o an. Zira ikiz bebek sahibi olursam uygun isimler arayışına çok erken gitmiş ben, Alya ismini ezelden beri seven ben anlamını düşünerek , bakakalıyorum kendisine. Alya ; Fars kökenli bir kelime, en yüksekte, en yukarıda demek. Tanrı ‘nın sıfatlarına atıfta bulunulan bir övgü . Sena ise Tanrı’ya yapılan en büyük övgü demek. Bu iki ismin anlamının böyle örtüşmesi benim bulduğum bir şey değildi. Araştırırken Alya’ yı bunları buldum. Buldum ve durdum. Noktasını konmuştu, kız ise Alya olacaktı.

Rahimin en tepesine oturmuş, en yüksekte güvende dediği an aklıma ilk gelen erkek ismi de  Doruk oldu. Hiç tereddüt etmedim. Bu isimlerin bana çağrışımları tesadüf olamazdı, en başından beri iç sesim paniklediğim, yolumun karardığı anlarda bana aydınlık oldu. Şimdi de bana sesleniyordu. Erkek bebeğin ismini de bulmuştum.

Böyle yata yata karpuzu 14. hafta bitene dek büyüttük a dostlar. 15. hafta ağır ve hareketli bir gündelik yaşam sürmemek kaydıyla seyahate bile gittik 1 haftalığına. Yaz tatiliydi ve bizim karpuz orda da deniz kıyısında büyütülmeye itinayla devam edildi.

12. haftamızda 2′li tarama testi, 16. haftada 3′lü tarama testi, ( ve kız zannedilirken erkek olan bebeğime ön cinsiyet tespiti ) 22.haftada detaylı tarama ve kesinleşen erkek cinsiyeti , 24. haftada şeker yüklemesi yapılarak kalan kontrollerimizi tek tek geçtik. Tarama testlerinde herhangi bir anomaliye rastlanmadı çok şükür. Şeker yüklemesinden sonra ise gebelik şekeri teşhisi konuldu ve doğuma kadar diyetle kontrol altında tutuldım. 28. haftada erken doğum riski geldi tepeme bindi, kasılmalarım için magnezyum desteği ile geçici çözüm bulduk. Ama stresi 32. haftaya dek yakamı bırakmadı. Öyle böyle derken , oğlumu 39+2 ‘de, 40. haftamızın içinde normal doğumla dünyaya getirdim.

Ne yaptım ettim, doktorumla paylaştım ve tüp bebek de olsa , tüm kriterleri normal görünürken, diyetle geçirdiğim hamileliğimde 11 kg almış ve bebeğim de 3000-3300 gr aralığında görünürken normal doğum fırsatını kaçırmak istemediğimi anlattım. Beni değerlendirdi, rahim ağzımın açılmaya uygunluğunu ve muhtemelen çok kolay bir doğum geçireceğimi belirtti. Epidürel almam koşulu ile normal doğumuma itiraz etmedi. Üstüne bir de güzellik yaptı ki ; doğum tahmini tarihim 02-03 Aralık Kurban Bayramı’na denk gelecekti, tutturdum ” Ben yabancılarla doğuramam ! “diye. Bekledi, benle beraber o da doğurdu.

Yata yata, karpuzu , yani Dorikus ‘u el birliği ile büyüttük, mahsülü servis edebildik.

Teşekkürler sabır küpüm, emir erim, dostum, sevgilim, en büyük desteğim kocam.

Teşekkürler Dr. Cem Ayhan.

Teşekkür ederim canım oğlum ! Söz dinlediğin, pes etmediğin, beni hep desteklediğin için.

 

 

 

 

 

4 Comments
  • Esra
    February 27, 2012

    Sevgili Sena,
    Hikayen büyüleyici… Ama maalesef her tüp bebek macerası mutlu bitmiyor… Benim de başımdan sayısız aşılama ve tüp bebek mücadelesi geçti. Arada bir iki tane de normal başlayıp kötü biten hamilelikler. Her seferinde aynı heyecanlar, aynı beklenti ve aynı hayal kırıklığı. İnan ki doktora gitmek istemiyordum. Hamileliğime hem seviniyor hem de üzülüyordum. Ve o aşamaya geldim ki kafamda bitirdim bu olayı. Geleceğimle ilgili başka planlar yaptım. Taa ki 3 ay sonrasına kadar. Reglim geciktiğinde menapoza girdiğimi sandım ama her ihtimale karşı önce bir idrar testi yaptım kendi kendime. Pozitif çıkınca da soluğu laboratuarda aldım. Ancak oradan sonucu aldıktan sonra doktorumu aradım ama sanırım onlar da benim gibi temkinliydi. Herşeyi rölantiye aldım. 2. ayın sonunda bir kanamam oldu gece yarısı ve ilk düşündüğüm şey “bu da bu kadarmış” oldu. Ama bebeğim savaşçıydı. Her şeye rağmen dünyaya geldi. Neredeyse 2 yaşına gelecek. Geriye dönüp baktığımda tek üzüldüğüm şey hamilelik dönemini hep en kötüsünü bekleyerek kendime zehir etmem oluyor. Bir de “her ihtimale karşı” baby shower yaptırmadı annem!
    Umudunuzu kaybetmeyin… Kaderinizde bir bebek varsa o size gelecek, tüple veya tüpsüz )

    • dorikus
      February 27, 2012

      Ben de biliyorum her tüp bebek hikayesinin sonunun olumlu bitmediğini, ama sizin hikayeniz gibi olanlar da çok umut verici, anne adaylarının kalbini umutla doldurmaya devam ediyor. Paylaştığınız için çok teşekkürler ! Nice uzun sağlıklı ömürler olsun evladınızla birlikte.

  • Tuten
    February 27, 2012

    İsimlerin anlamına ve çocukların o anlamda yaşadığına inanırım Doruğun ismi çok doğru seçim olmuş Senacığım ismiyle yaşasın işallah. Ve işallah tez vakitte ailenize bir de Alya katılsın ama onun gelişini Karpuz büyüterek değil ne bileyim mesela sarmaşık büyütür gibi bekle. Kaplasın içini her yerine ve hoop sarsın her yeri.

    • dorikus
      February 27, 2012

      Saol Tüten’im , inşallah :)

Write a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *